16 Haziran 2010 Çarşamba

21. Hafta

Bugün itibariyle 20 hafta 2 günlük hamileyim. Gerçekten çok ilginç bir süreç bu. Son 1-2 haftadır belli belirsiz hareketler hissetmeye başladım. Karnımın alt tarafına doğru tam ortada hafif hafif kıpırtılar hissediyorum. Genellikle yemek yerken, sırt üstü uzanmış ya da uzun otururken oluyor. Bebeğimin şimdiden bazı yiyecekleri daha çok sevdiğini hissediyorum. Acıkmışsam ve çok sevdiğim bir şeyi yemeye başlarsam o sanki daha bir coşkulu kıpırdıyor gibi hissediyorum.

Bulantılarım iyice azaldı. Sadece dişlerimi fırçalarken sıkıntım oluyor. Fazla iştahım yok. Herhalde hayatımdaki en sağlıklı beslendiğim dönemdeyim. Az ve sık yemek yiyorum. En sevdiğim yiyecek hala çorba:)

Hamileliğimin başından bu yana verdiğim kiloları geri almış değilim:) Vucudumda su tutma, ayak şişmesi gibi problemler de henüz olmadı. Kilo kaybetmek beni bazen endişelendirse de doktorum bebeğin sağlıklı geliştiğini dolayısıyla bunun hiç problem olmadığını söylüyor. Zaten fazla kilolu olarak hamileliğe başladığım için bu aslında benim için bulunmaz bir nimet.

Geçen hafta doktorumun isteğiyle bazı kan ve idrar testleri yaptırdım. Bu testlerden biri olan toksoplazma enfeksiyonu testi, referans değerleri negatif olması gerekirken pozitif çıktı. Bayağı endişelendim ama sonra doktorum bana toksoplazma testinin 2 türü olduğunu ve bende çıkan pozitif değerin (IGG) benim geçmişte, hatta belki çocukluğumda toksoplazma enfeksiyonu geçirmiş ve şimdi buna bağışıklığım olduğunu gösterdiğini söyledi. Ama her ihtimale karşı şu anda bu mikrobu taşıyıp taşımadığımı anlamak için Toksoplazma IGM testi de yapıldı. Neyse ki o negatif çıktı.

Günümüzde kadınların en az %25'i bu enfeksiyonu geçiriyorlarmış. Enfeksiyon grip benzeri belirtiler gösterdiği için hemen hiç kimse bu hastalığı geçirdiğini fark etmiyormuş. Ancak bununla ilgili bir test yapılırsa ortaya çıkıyormuş.

Hamileyken toksoplazma enfeksiyonuna karşı bağışıklığım olduğunu bilmek içimi rahatlattı.

Kociş dün akşam ilk defa doğuma girmek istediğini söyledi. Çok şaşırdım doğrusu çünkü normalde televizyondaki ameliyat sahnelerini bile izleyemez içi kalkar, "bu kadar için kalkarken nasıl olacak bu?" diye sorduğumda doğumun çok özel bir deneyim olduğunu ona şahit olmak istediğini söyledi. Hamileliğim süresinde bana tam destek vermesi çok hoşuma gidiyor ama doğuma girme meselesi biraz ürkütücü geliyor bana. Ben normal doğumdan deli gibi korkarken ve sezaryen yaptırmayı düşünürken onun bu sürece tanık olmayı istemesi beni gerçekten şaşırttı:) Haklı olduğu noktalar var tabii, sezaryen yaptırırsam bebeğimin ilk hayata merhaba dediği anı kaçırmış olacağım ama o kaçırmayacak. Neyse şimdilik bunları düşünmek için henüz çok erken. Zamanı gelince doktorumla beraber doğumun türüne karar vereceğiz.

Bebeğimizin cinsiyetini bile hala öğrenemedik. Haziran başındaki aylık muayenede de göstermedi ufaklık:( Artık umarım temmuz muayenesinde gösterir:)

12 Mayıs 2010 Çarşamba

16. hafta, bebiş 4 aylık!

Kendimi çok garip hissediyorum. İçimde büyüyen bir canlı olduğu fikri çok garip ve mucizevi geliyor. Bir yandan onu bu hayat için en iyi şekilde hazırlamak istiyorum, öte yandan çok korumacı bir anne de olmak da istemiyorum.

Geçen cuma akşamı IKEA'ya gidip bebek yatağı baktık. Yatağın kasasından çok şiltesi önemli olduğu için piyasadaki çeşitleri görmek açısından iyi oldu. Ama hem haftanın yorgunluğu hem de midemin bulantısından çok fazla gezemeden eve geldik.

Bulantılarım hala devam ediyor. Sanırım hamileliğin en kötü tarafı bu. Su içmeyi çok seviyorum ama su en çok midemi bulandıran şeylerin başında geliyor. Önceki gün gündüz ofiste 2 büyük bardak su içtim ve akşam bulantıdan ölüyordum. Doktorun verdiği ilaçtan almak zorunda kaldım.

Hamileliğimin başından bu yana verdiğim 4 kilo aynen duruyor. Bu gidişle hamileliği eksi kiloda bitireceğim galiba. Doktorum her şey iyi gidiyor dediğine göre problem yok.

Gündüz canım hep soğuk, hatta buz gibi bir şeyler içmek istiyor. Soda içmeyi denedim, içemedim. Midem almadı. En sorunsuz içebildiğim şey maalesef diet cola! Bir yandan ne kadar düşüncesiz bir hamileyim ben, çocuğu şimdiden yapay içeceklerle tanıştırıyorum diye düşünüyorum. Öte yandan bunu da içmezsem bu sıcakta hiçbir şey içmemiş olacağım. En azından içerken mutlu olduğum ve midemi bulandırmayan bir şey buldum diyerek kendimi avutuyorum!

Sağ bacağımın önündeki uyuşma hamilelikte normal bir belirtiymiş. Buraya giden sinirler kasıklardan geçtiği ve büyüyen bebek onlara baskı yaptığı için olurmuş. Peki olsun bakalım.

Gece uykularım pek kaliteli olmuyor. Çok kolay uykuya dalamadığım için sabahları da çok kolay kalkamıyorum. Akşam TV karşısında uyuklamalar da hala devam ediyor.

Alnımda 6 senedir var olan lekeler biraz daha genişledi ve yanaklarımda da belirmeye başladı. Çok fena! Cilt kremimi sürüyorum ama hamilelikte oluyormuş böyle şeyler. O da olsun bakalım.

Bu hafta sonu karnım için çatlak kremi almam gerekiyor. İstiklal’deki Rabul eczanesinde bir preparat varmış, herkes onu tavsiye ediyor. Bakalım fırsat bulursam onu alacağım.

Sonunda haftaya Çarşamba günü tatile gidiyoruz. Toplam 12 gün tatil yapmış olacağım. Süper! Umarım hava çok sıcak olmaz da çok bunalmayız.

29 Nisan 2010 Perşembe

14. hafta

14. haftanın içinde olduğum şu günlerde 1. trimestre geride kaldı. 1. trimestre ile beraber geçecek denilen mide bulantılarında ise hiçbir azalma yok. Aksine sanki günden güne daha da artış var gibi geliyor bana. Bu arada hiçbir yediğimden tat alamıyorum. İştahım hala hiç yok. Tabağımdaki yemeği nadiren bitirebiliyorum. Uzun zaman önce yaşadığım bir sorun olan "restless leg" de geri geldi:( Nette okuduğuma göre bu sendrom hamilelikte ortaya çıkabilirmiş. Bir bu eksikti.

Bir de sağ bacağımın üst dış tarafında oluşan bir uyuşma var. Özellikle sağ tarafıma yatınca ya da sabit ayakta durunca falan sağ üst baldırımda yaklaşık el kadar bir yer uyuşuyor. Belimden kaynaklanan bir sorun olabilir belki bilemiyorum. Pazartesi doktoruma bu konuyu da danışacağım.

Herkesin hamileliği birbirinden çok farklı geçiyor demek ki. Hatta söylenene göre aynı kadının farklı hamilelikleri bile birbirinden farklı geçiyormuş. Benimle beraber hamile olan bazı arkadaşlarımla yaşadığımız ortak bazı belirtiler var ama onların yavaş yavaş geride bıraktıkları sabah kusmaları bende hala şiddetle devam ediyor. Özellikle sabah dişimi fırçalarken çok mide bulantısı yaşıyorum. Bu sabah dişlerimi fırçalamadan evden çıktım. Bu durum beni çok rahatsız etse de kusmaktan iyidir. Diş fırçalayamadığında dişlerini temizleyen sakızdan alıp onu deneyeceğim. Bugün itibariyle hamileliğimin başından bu yana 5 kilo vermişim!

Bu arada geçen hafta yaptırdığım ikili trizomi testinin sonuçları normal çıktı. Henüz doktora göstermedik ama raporda herşey normal yazdığı için içim rahatladı. Pazartesi günü aylık muayeneye gittiğimizde doktora göstereceğiz. Umarım doktor başka test istemez. Sürekli kobay faresi gibi test yaptırmak hoşuma gitmiyor. Bu süreç tamamen mucizevi bir süreç ve dünyanın her yerindeki milyonlarca kadın hayatlarında doktor yüzü görmeden sapasağlam çocuklar doğuruyorlar. Bu kadar ölçüp biçmek bana çok doğru gelmiyor.

Bakalım doktor bu ayki muayenede cinsiyetini kesin olarak söyleyebilecek mi? Yani tamam büyük olasılıkla erkek görüyorum demişti ama biz artık kesin emin olmak istiyoruz.

20 Nisan 2010 Salı

Su içsem midem bulanıyor!

Off güya 13. haftadayım ama midem son 2 haftadır eskisine göre daha çok bulanıyor! Hatta dün sabah işe gitmek için evden çıkarken apartmanda kustum!!! Çok fenaydı. En kötüsü de su içmeyi o kadar sevdiğim ve deli gibi susadığım halde su içtiğim anda midemin bulanması. Yemeklerle de aram yok. Balığın kokusuna bile dayanamıyorum. Ete de pek yaklaşamıyorum. Eskiden yediğimin ¼’ü kadar yediğimde tıkanıyorum. Sorunsuz yiyebildiğim tek şey çorba. Çay, kahve ve kolayı hiç içemiyorum. Bunları öğlen saatlerinde bile içsem akşama çarpıntı yapıyorlar. Sadece ayran ve içebilirsem su içmeye çalışıyorum.

Hamileliğimin başından bu yana 4 kilo verdim! Yani tamam benim zaten kilo fazlam vardı ve doktorumun dediğine göre bu dönemde kilo vermek kötü birşey değil ama hemen hiçbirşey yiyemediğim için kendimi çok halsiz ve kötü hissediyorum.

Her yerde 12. haftadan sonra kendinizi harika hissedeceksiniz falan yazıyor ama ben gitgide kötüleşiyorum sanki. Bugün işe bile gidemedim. Bir yandan, geçen pazar dışarda üşüttüğüm için olsa gerek, ateşim vardı bir yandan da boğazım ağıyordu. Bir de buna sürekli benimle beraber olan mide bulantısını da ekleyince yataktan kalkamadım.

Bu arada o kadar kendi derdime düştüm ki geçen haftaki muayenede doktorun söylediği sürpriz bir şeyden bahsetmeyi unuttum. 11 ile 12 hafta arasındaki hafta sonunda büyük tuvaletimi yaptıktan sonra temizlenirken biraz kan fark ettim. Bu üst üste 2 gün tekrarlanınca Pazartesi hemen doktora gittik. Geçmişte bir düşük hikayem olduğu için endişelendim tabii. Doktorum muayenede endişelenecek hiçbirşey olmadığını hatta kanamanın vajinadan bile geldiğini sanmadığını söyledi. Hemoroid olabilir dedi. Ben o güne kadar hemoroid sorunu hiç yaşamadığım için şaşırdım tabii ama doktorum hamilelikte bunun olabileceğini endişelenecek birşey olmadığını söyledi. Tabii doktorun söylediği sürprizli şey bu değildi! Ultrason muayenesinde tam emin değilim ama bebek galiba erkek dedi!

Tabii ben çok şaşırdım ve sevindim. Aslında kendimi ne kız ne erkek için hazırlamamıştım. Hangisi olursa olsun önce sağlıklı olsun diye düşünüyordum. Ama ilk günden beri içimde sanki erkek olacakmış gibi bir his vardı. Kociş’e söyleyince çok sevindi tabii. Hatta bir süre yüzünde şapşi bir gülümseme ile gezmeye başladı. Bizim ailede son zamanlarda doğan kuzen çocuklarının hepsi kız oldu. Hatta en yakın arkadaşımızın da kızları var. Eğer bebek gerçekten erkek olursa bu bizim aile için ilginç bir deneyim olacak.

Başlarda gönlümden hangi cinsiyeti geçirdiğimi düşünüyorum da ikisi de aynı oranda gibiydi. İki cinsiyetin de ayrı güzellikleri var. Kız çocuğu büyüdükten sonra anneye daha yakın, daha arkadaş oluyor. Ama erkek çocuk da büyürken anneye hayran büyüyor. Sonuçta kız erkek farketmez hayırlı evlat olsun, kendini bilsin, kendisine saygı ve sevgi duysun, yeteri kadar vicdanlı ve duyarlı olsun, yaşamı boyunca en çok sevdiği mesleği yapsın ve mutlu olup etrafına da mutluluk versin. Tabii benim gönlümden meslek olarak bilimle uğraşması (biyolog vs.) geçiyor ama kendisi en çok neyle mutlu olacaksa o işi yapsın. Neyse bunları düşünmek için daha çooook erken.

Hamileliğim şu anda dışarıdan hiç belli değil. Normalde giydiğim kıyafetleri giymeye devam ediyorum. Hatta kilo verdiğim için çoğu bol bile geliyor. Geçen gün birkaç aydır görüşmediğim bir arkadaşımla görüştüğümüzde bana 10 kilo vermiş gibi görünüyorsun dedi. Bunu duymak çok güzel ama çocuğu olan bazı arkadaşlarım bu dönemde kendilerinin de kilo kaybettiklerini ama sonrasında kaybettiklerinden çok daha fazlasını aldıklarını söylediklerinde biraz endişeleniyorum.

Yarın akşam iş çıkışında ikili test yaptırmaya gidicez. Doktorum bu testi mutlaka kendi önerdiği yerde yaptırmamızı istedi. “O doktor çok iyi ölçüyor. Ben bir tek ona güveniyorum. Başka yerler çok iyi değil dedi.” Biz de ona güvendik tabii. Onun istediği yerde yaptıracağız. Bakalım inşallah değerler yüksek çıkmaz. Mayıs başında artık resmi olarak 15 haftalık ama pratikte 13 haftalık olduktan sonra (resmi hamilelik gününü son reglin sonrasındaki ilk gün olarak hesaplıyorlar ama asıl hamilelik başlangıcı bundan 1-2 hafta sonrası oluyor) hamileliğimi herkese açıklayacağız. Şimdilik ne olur ne olmaz diye sadece yakınlarımıza söyledik.

Umarım yarınki testin sonuçlarını Mayıs başında dokorumla paylaştığımda bana güzel haberler verir ve biz de herkese gönül rahatlığıyla hamileliğimi açıklarız.

30 Mart 2010 Salı

Bugün çok fena midem bulandı!

10. haftadayım ve hamileliğimin başından bu yana ilk defa sabah kustum:(

Zaten bir iki gündür midem bayağı nane mollaydı. Bu sabah iyice fena oldu. Birkaç gündür bir şey yiyemiyorum doğru dürüst. Hatta hamileliğimin başından bu yana 2 kilo vermişim.

Perşembe günü kontrole gittiğimde doktorumdan bana vitamin vermesini isteyeceğim. Hem ağzımda çıkan aftları geçirir hem de halsizliğimi geçirir belki biraz.

Sürekli yorgun hissetmekten sıkıldım artık. Kolumu kaldıracak halim yok. Öte yandan uyuduğum uykular da rahat değil. Sürekli yatağımda dönüp duruyorum. Sırt üstü yatamıyorum pek. Sürekli yan yatınca da kolum bacağım vs. uyuşuyor. Off yani.

Geceleri kâbuslar görüyorum son bir iki haftadır. Dolayısıyla sabah moralim bozuk kalkıyorum.
İşe gelmek zorunda olmadığım günler yataktan kalkmak bile istemiyorum.

Hamilelik depresyonuna mı girdim nedir? Offf.

25 Mart 2010 Perşembe

İştahım açılıyor eyvah!

Bu hafta başından beri iştahım açılmaya başladı. Daha doğrusu hamile olmadığım zamanlardakine yaklaştı gibi. Öyle deli gibi acıkmalar hala yok neyse ki:)

Yorgunluk had safhada devam ediyor. Akşamları normalden 2-3 saat önce uykum geliyor. Sabahları da kalkamıyorum bir türlü. Uykular yetmiyor.

Hamileliğimin başından bu yana hiç kilo almamıştım ama sanırım bu hafta 1 kilo falan aldım gibi. Geçen hafta beli bol gelen pantolonumun bu hafta beli tam oluyor. Bu hafta 1 kilo falan almak normaldir yazıyor nette. Umarım çok fazla kilo almam. Bu beni en çok korkutan şeylerden biri...

Bugün haftalık sağlık trend raporunu hazırlarken Türkiye’de yeni piyasaya sürülen bir erken cinsiyet belirleme testi ile ilgili bir habere rastladım. Biraz araştırınca 10 haftadan itibaren böyle bir test uygulayarak %80 civarı doğrulukla bebeğin cinsiyetinin belirlenebildiğini öğrendim. Biraz pahalı bir test aslında. 75 lira civarında.

Ama detaylı araştırınca bana uymadığını öğrendim. Çünkü hem Progestan alıyorum hem de polikistik over sendormum var. Test bu iki durumda da hatalı sonuç veriyormuş.

En azından 2 ay daha bekleyeceğiz. Zaman çabuk geçiyor zaten, bekleyeceğiz tabii.

Bu arada ilk hamileliğimde yaptığımız bir isim listesi vardı. Kociş isim düşünelim yine diyor ama ben 4-5 aylık olmadan, hatta cinsiyetini öğrenmeden isme karar vermek istemiyorum. Aslında o listedeki isimlerden hiçbiri “işte bu” değil galiba benim için.

Bir sağlıklı doğsun da o zaman ismi de gelir beraber.

24 Mart 2010 Çarşamba

9. haftanın içinde

Mide yanmaların çok azaldı. Hatta hiç kalmadı denebilir. Bu iyi bir şey. Ama halsizlik son sürat devam ediyor. Akşamları TV karşısında battaniyelere sarınıp uyukluyorum. Çay kahve vs. içmediğim için özellikle gece yoğunlaşan çarpıntı atakları yaşamıyorum. Kilo da almadım daha. Bu çok çok iyi bir şey tabii:) İştahsızlığım devam ediyor.

Gözlerimdeki egzama arada azıyor bazen, moralim bozuk olduğu zamanlarda falan. Ama krem sürüyorum düzelir gibi oluyor.

Haftaya ayın 1'inde 3. doktor kontrolüm var. Umarım her şey yolunda gidiyordur.
Bazen karnımın ortasında ya da hafif sağ tarafında bir ağrı hissediyorum. Rahim genişlerken böyle hafif ağrılar olması normalmiş diye okudum.

Geceler bazen uykusuzluk çekiyorum. Özellikle sırt üstü pek yatamıyorum nedense. Yatakta dönüp duruyorum.

Her hafta başında internetten o haftaya ait hamilelik bilgilerine ve ultrason görüntülerine bakıyorum.

Karnımda dışarıdan beliren hiçbir şey yok ama içten içe belirli bir gerginlik hissediyorum. Bu tam da rüyalarımda kendimi hamile olarak gördüğüm zaman hissettiğim şey:)

Ama sanırım en önemlisi mide bulantısı pek yaşamamış olmam. Sadece bazen sabahları aç karna su içersem bir süreliğine midem bulanıyor o kadar.

Fiziksel belirtilerin yanı sıra aslında en önemlisi duygusal dalgalanmalar. Geçen hafta sonu kendimi çok kötü hissettim. Sanki dünyanın sonu gelmiş gibiydi.

Şu aralar yaşadığımız finansal sıkıntılara her zamankinden çok daha fazla takıyorum farkındayım ama kendime engel olamıyorum.

Benim hayal ettiğim hamilelik dönemi hiç böyle değildi. Sağlık açısından bir sorunum yok şimdilik ama içinde bulunduğum ortam, imkanlar vs açısından hayal ettiğim durumla şu an içimde bulunduğum durum arasında dağlar kadar fark var.

Dünyanın hali ortada. Küresel ısınma, ekonomik kriz, GDO, betonlaşma, yıkıcı hırslar, stress vs. vs. Böyle canavarlaşmış yapay bir dünyaya masum bir çocuk getirmek ne kadar mantıklı hala onu sorguluyorum.

İş hayatında başarılı olması için ona ne öğretmem gerektiğini çok iyi biliyorum ama onun öyle bir insana dönüşmesini asla istemiyorum. Büyük ikilem. İnsan gibi insan olsun istiyorum ama o zaman da yırtıcı iş dünyasında başarılı olması hayal olur.

Bunları düşünmek için daha çok erken olduğunu da biliyorum. Tek istediğim insanlığa faydalı bir mesleği olması ve bu mesleği severek yapması. Çünkü sevdiği bir meslekle ilgilenemezse mutsuz olur.

Hata yapmaya fırsatı olmalı ve bu hatalardan ders çıkarabilmeli. Onu neyin mutlu ettiğini görmesi ve anlaması için öncelikle mutsuzlukla karşılaşması gerektiğini biliyorum. Ama umarım bu mutsuzluklar onu boğmaz.

Ne çok şey düşünüyorum!!!

Biraz düşünmeye ve endişe etmeye ara verip anı yaşamalıyım.

5 Mart 2010 Cuma

Bekleyiş...

Sakin, telaşsız ve sabırlı olmaya çalışıyorum. İlkinde yaşadığım şanssızlıktan sonra bu defa onu sağlıklı bir şekilde içimde tutmak istiyorum.

Zaman ne kadar da yavaş geçiyor!

Resmi olarak 6. haftaya giriyorum ve pazartesi 2. doktor kontrolüm var. Doktorum düşük tehlikesi görmediği halde ilkinde böyle bir hikayem olduğu için Progestan verdi. Zaten hamilelik nedeniyle sürekli bir uyku halim vardı, ilaçla beraber her yerde her zaman uyuklar oldum. Sürekli devam eden belirti inanılmaz bir mide yanması. Ama bu yanma öyle böyle değil... Normalde midem yağlı, cips gibi şeyler yediğimde yanardı ve bir antiasit tableti alınca geçerdi. Bu geçmek bilmiyor. Bir de iştahsızlık var, ki hamileliğimin sonuna kadar devam etmesini istiyorum:) Akşamları TV karşısında uyuya kalıyorum. Bir de ekşi, tuzlu, et falan yemek istiyorum. Artık bu neye işaretse:)

Annemle konuştum, bana hamileyken sadece 10 kilo almış. Ama annemin ince yapılı bir kadın olduğu düşünülürse ben o kadar şanslı olur muyum bilemiyorum. İnşalah olurum!

Dün nette yenidoğan sarılığıyla ilgili bir haber okudum. Biraz moralim bozuldu. Yan bizim bebeğimiz de yenidoğan sarılığı olursa diye. Zaten bu aralar herşeye üzülüp alınıyorum galiba. Geçen akşam haberleri seyrederken ağlayacaktım.

Gözlerimdeki alerji için sürdüğüm kortizonlu krem işe yarıyor sanırım. Biraz hafiflediler.

2 Mart 2010 Salı

İlk doktor kontrolü

Dün ilk defa doktor kontrolüne gittim. Onun içimde olduğundan emindim ama yine de herşey olması gerektiği gibi mi diye kontrol ettirmek istediğim için bu şarttı. Henüz daha çok küçük. Su kesesinin çapı biel 0.84 cm. O da bu su kesesinin içinde bir topluiğne başı kadar bir oluşum sadece.

Doktorum Oğuzhan Bey ultrasonla baktı ve o esprili üslubuyla "valla bravo gerçekten de gebelik var" dedi. Komik bir adam ama en çok olumlu yaklaşımını seviyorum. Kilo fazlam olduğunu bildği halde bu konuda moralimi bozacak hiçbir yaklaşımı olmadı. Kadınların kaç kilo olurlarsa olsunlar hamilelik sürecinde 9 ila 12 kilo almaları gerektiğini söyledi. Bana "sen mesela 12 kilo alsan çok süper olur" dedi. Bu da olumlu bir yaklaşım sonuçta.

İlk hamileliğimde erken dönemde düşük hikayem olduğu için tamamen korunma amaçlı Progestan verdi. O da birader acayip uyku yapan bir ilaç. Zaten hamilelik uyku hali yapıyor. Bir de bu ilacı alınca bu anda gözümü açamıyorum desem yeridir. Oldukça hareketli bir müzik olan Delphic'i taktım kulağına ayık kalmaya çalışıyorum. Bir de yaklaşık 1 haftadır devam eden şiddetli bir sistitim varıd. Oğuz bey sağolsun onun için de bir ilaç verdi. Şimdi daha iyiyim.

Haftaya gelmemi istedi. O zaman kadar herşey yolunda giderse bebeğin kalp atışlarını duyma ihtimalimiz var! bu tam bir mucize değildir de nedir?
BU arada dayanılmaz şekilde uyku bastırmış duurmda. İlaçı yemekten sonra alın diyor ama yemekten sonra zaten normalde uyku geliyor. Bİr de bu durumlar çıkınca resmen gözlerimi açık tutamıorum. Belki br yarım saat için kendimi kütüphaneye kitleyim uyurum. Bakalım.

22 Şubat 2010 Pazartesi

Hayatın getirdikleri

Hayat insana iyi kötü birçok sürpriz hazırlıyor. Bir çocuğun oluşumu nasıl bir mucize, güzel bir sürpriz ise o çocuğun daha oluşumunun birinci ayında kayıp gitmesi de hayatın kötü bir sürprizi olsa gerek. Evet, ilk bebeğimiz daha henüz bir aylıkken bu hayata gelmemeye karar verdi.

Bunu tevekkülle kabullenmek hiç kolay olmadı. Önce kendimi bir cenini bile içimde taşıyamadım diye suçladım çok. Sonra hayata karşı güvensizlik oluştu. Bir daha bebek sahibi olmayı dener miyim bilmiyorum noktasına geldim. Ama sonra kendimi toparlamayı başardım ve doktorun istediği üç aylık bekleme süresinin dolduktan hemen sonra tekrar denemelere başladık.

Şubat ayı ortasındaki daha ilk denememizde bir mucize daha oldu ve içimde tekrar bir “can” taşımaya başladım! Daha çok yeni. Ama ben biliyorum onun şimdiden orada olduğunu. Henüz en fazla iki haftalık olduğunu da biliyorum. Regl’im birgün gecikince hamilelik testi alıp uyguladım ve ikinci çizgi çok silik de olsa oradaydı! Mucize:)

Hoş şu anda doktora gitsem o bana son regl tarihimi soracak, ondan itibaren hesaplamayı yapacağı için içimdeki “can” bir aylık olmuş olacak. Garip ama doktorlar hamilelik haftalarını böyle hesaplıyorlarmış. Yani sen her ne kadar “can”ın ana rahmine düştüğü günden emin olsan da son regl tarihini başlangıç kabul ediyorlarmış. Aslında bu anlaşılır bir durum çünkü tıbbın bu kadar ilerlediği günümüzde bile hamilelik ve doğum olayı hala gizemini koruyan bir süreç. Doktorlar bu sürece sadece tanık olabiliyorlar neredeyse.

İlkinde çok dikkatli, planlı programlı olmaya çalışmıştım. Çok sağlıklı beslenmeliydim. Kahve çay içmemeliydim. Sabahları ceviz kayısı vs. yemeliydim falan. Hatta hareket etmiş olmak için bir sabah ajansa yürüyerek gelmiştim kan ter içinde. Sonra da hareketlerime falan çok dikkat etmeye başlamıştım. Bu defa bu kadar çok takıntılı değilim açıkçası. Benim doktorum da Ebru’nun doktoru da benzer şeyler söylemişti. Biz şempanzelere çok benzer genlere sahibiz. Onlar hamileliklerinde daldan dala atlamayı sürdürüyorlar. Biz neden kendimizi kısıtlayalım ki? Ceninin çok erken devrelerde düşeceği varsa düşüyor zaten. Bunun için yapacak pek bir şey yok. Doğal ayıklanma diyorlar buna. Hatta hamileliklerin yüzde ellisi düşükle sonuçlanıyormuş. Bazen bu düşük çok erken devrelerde olduğu için kadınlar bunu rahatlıkla birkaç gün gecikmiş regl zannedebiliyorlarmış. Doğa, hatalı oluşumları kendi kendine yok ediyormuş. Ben de bu aralar maddi ve manevi olarak pek öyle kendime özel dikkat gösterecek bir dönemde olmadığıma göre her zaman ne yiyip içiyorsam (alkol almıyorum pek zaten, ayda yılda bir bira içerim, sigara zaten içmem) onu yiyip içmeye devam edeceğim. Tabii antiasit dışında ilaç almamaya dikkat ediyorum.

Antiasit demişken hamilelik süresince en sık şikâyet edilen durumun mide yanması olduğunu okumuştum. Gerçekten de içimdeki “can”daha iki haftalık bir zigotken bile ne yersem yiyeyim midem deli gibi yanıyor. Umarım tek sıkıntım bu olur tabii.
Geçen hafta, sanırım daha ilk haftadayken, sabaha karşı midemin bulandığını hissettim. Tuvalete gidip kusmamı falan gerektirecek kadar yoğun bir his olmadı ama beni uykumdan uyandırdı.

Bir de tabii şu hassaslaşan göğüsler meselesi. Aynen birincide olduğu gibi acayip hassaslar ve ağrıyorlar. Bu dokuz ay böyle devam edecekse yandım tabii.
İştah kaybı ve sürekli su içme isteği aynen geri geldi. İştah kaybı kısmı şimdilik avantajlı bir durum tabii:)

Bir de bu hafta sonu çok fenalaşan göz çevremdeki alerjik dermatit hamilelik hormonlarıyla mı ilgili bilemiyorum. Olmasa iyi olur! Mücahit abinin hazırladığı preparat şimdilik beni bayağı rahatlatıyor.

İki hafta sonra falan doktora ilk hamilelik kontrolüme gitmeyi düşünüyorum. Tabii bu arada bir kere daha “kötü bir sürpriz” olmazsa. Lütfen olmasın…